dolumx
dolumx
dolumx
İstanbul
DOLAR18.5879
EURO18.3685
ALTIN1019.5
Süleyman Merdanoğlu

Süleyman Merdanoğlu

Mail: [email protected]

19 MAYIS 1919’DA, MİLLİ MÜCADELE SAMSUN’DA BAŞLADI

30 Nisan 1919 da 9.Ordu Müfettişliğine atanan Mustafa Kemal’in, 5 Mayıs 1919 da Samsun'a atanma emri Takvimi Vekayi (ilk Osmanlı Türk resmî gazetesi)'de yayınlandı. Mustafa Kemal’in istediği gerçekleşti.

Durum İtilaf devletlerinin hoşuna gitmeyeceğinden bir takım hazırlıkların yapılması gerekiyordu. 

15 Mayıs 1919 günü Galata rıhtımında olağanüstü önlemler alındı. Amaç, Mustafa Kemal Paşa ile 19 kişilik maiyetinin Bandırma vapuruna sağ salim binişini sağlamaktı. Ayrıca, yolculuk esnasında da güvenliği sağlayacak Cambaz Mehmet 50 fedaisini vapura yerleştirmişti.

O gün İzmir'in işgal edildiği sırada 15 Mayıs sabahı erkenden İzmir valisi olan İzzet Bey'in (Kambur İzzet) imzası ile Köylü gazetesinde neşredilen bir beyannamede: "Bazı bedhahlar, İzmir in Yunanlılar tarafından işgal edileceği tarzında şayialar çıkarmış­lar. Yalandır. Tekzip edilir." deniyordu.

Müttefikler, bu işgal hakkında İstanbul hükümetine hiçbir yazıyla bildirimde bulunmadı­lar. 15 Mayıs sabahı erkenden iki büyük ve iki küçük, dört Yunan va­puru, başlarında bir İngiliz torpidosu ve yanlarında da birkaç Yunan tor­pidosu olduğu halde İzmir Limanına girmiş, işgal başlamıştı. 

16 Mayıs 1919 Mustafa Kemal, halkı örgütlemek için 9 uncu Ordu Müfettişi olarak Samsun'a gitmek üzere, Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan ayrıldı.

19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıktığında, Aydın ve İstanbul'da İzmir'in işgalini protesto mitingleri vardı. 

Mayıs 1919'da devletin gelirlerinin önemli bir bölümü Düyun-ı Umumiyye (genel borçlar) ve Tütün Rejisi idareleri gibi yabancı kökenli kuruluşların elindeydi. Bu nedenle devletin temel gelirlerinden olan vergi, harç ve diğer gelirlerden büyük bir kısmı bunların eliyle dış borç ödenmesi için toplanıyordu.

Milli Mücadele’nin başlangıcında maddi kaynakların bir kısmı Mustafa Kemal Paşa”nın maddi ve mali imkan temini için yaptığı çalışmalar sonucunda elde edildi. Mustafa Kemal Paşa, bu çalışmaları sonucunda ordunun desteğini sağladı.

İkinci olarak, ordu komutanlığı yaptığı esnada yetiştirmiş olduğu atları 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa”ya satarak 5.000 altın lira temin etti ve bu parayı Samsun’a çıktıktan bir kaç ay sonra ihtiyacı olunca harcadı

Üçüncü olarak da Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele’yi örgütlemek için Anadolu’ya geçerken, birlikte götürmekte olduğu karargah personelinin giderlerini karşılamak üzere Dahiliye Nezareti Örtülü Ödeneği’nden üç aylık ödenek olarak 25 bin lira temin etmişti.

Zamanın Dahiliye Nazırı Mehmed Ali Bey ve Emniyet Şube Müdürlerinden Raci Bey, yola çıkılacağı gün Bandırma vapuruna gelerek bu parayı makbuz karşılığı Mustafa Kemal’a verdiler. Mustafa Kemal, Samsun’a çıktıktan sonra bu parayla bir kaç ay idare etti. 

19 Mayıs 1919’da Samsun’da hava yağmurlu ve elektrikliydi. Görevli telgraf memuru Ali Remzi (Coşkuner) O zamanlar paratoner sistemi olmadığı için telgrafın tellerini toprağa vermişti. Saat gece yarısına yaklaştığı bir anda kapıdaki nöbetçi koşa koşa geldi, bir haber verdi: “Mustafa Kemal Paşa geliyor.

O sırada, Mustafa Kemal Paşa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi. Ali Remzi Bey ayağa kalktı.

- Buyurun Paşam.

- Derhal Havza ve Amasya ile görüşmem gerekiyor, dedi.

- Hava elektrikli, telleri toprağa verdik, sizi görüştüremem !

- Bu, vatanın kurtuluşu ile ilgilidir. Muhakkak görüşeceğim, ya ölürüz, ya vatan kurtulur, dedi. 

Ceketin cebinden ipek mendilini çıkarıp maniplenin üzerine koydu. Ali Remzi Bey için telleri devreye sokmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı.

-“Sen ölürsen ben de ölürüm” dedi.

 Ali Remzi Bey’in elini bırakması için söylediği ısrarlı sözlere aldırmadı, elini uzun süre bırakmadı.

Ali Remzi Bey önce Havza’yı aradı. Derhal cevap geldi. Nöbetçi memur, Kemal Paşa’nın adamlarının emir beklediklerini söyledi. Paşa şifreli bir not verdi, Ali Remzi Bey yazdı. Gelen şifreli cevaba, Ali Remzi Bey’in elini  bırakmadan baktı. Bir kağıda çabucak şifreli bir şeyler yazdı. Havza’ya iletmesini söyledi. Amasya ile de istediği konuşmayı yaptı, sonra;

Oh çok şükür, şimdi vatan kurtuldu. dedi ve maiyetiyle gitti.

Ali Remzi Bey birden aptallaştı. Oturduğu yerden kalkamadı. Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya koyan bir kişiydi. Makam kapmaya, mevki elde etmeye gelmiş biri olamazdı. O bir gerçek vatan severdi, Atatürk’e hayranlığı yağmurlu bir gecede böyle başladı işte...

19 Mayıs 1919. Samsun'a çıkmıştı. Havza'ya geçecekti. Arkadaşlarıyla birlikte, ahı gitmiş vahı kalmış hurda bir Benz otomobile bindi, anca bunu bulabilmişlerdi, yola çıktı, asfalt filan yok tabii, tarladan bozma toprak yol, yağmurdan iyice çamur balçık haline gelmişti, bata çıka gidiyorlardı.

Arka koltukta değil, önde, şoförün yanında oturuyordu, bazen dayanamıyor, çukurlardan kurtulmak için direksiyona müdahale ediyordu, şoför gayrimüslim yaşlı bir adamcağızdı, anca onu bulabilmişlerdi, otomobil zaten haraptı, yarım saat bile dayanamadı, tık diye arıza yaptı, kaldı. İnip beklemekten başka çare yoktu, yaşlı şoför tamir etmeye çalışırken, yol kenarında bir ağaç altına çekilip, işi sabırla oluruna bırakacaklardı. İşte bu davranış biçimi asla ona göre değildi… 

Oturup beklemek, karakterine aykırıydı. Arkadaşlarına baktı, “yürüyebilir misiniz dedi. Soru sormamıştı, aslında, cevap vermelerini beklemeden, döndü, yürümeye başladı. Mecburen peşine takıldılar, bir saat kadar uzakta Karageçmiş köyü vardı, orada konaklayacak, geceyi atlatacak, sonra tekrar Havza'ya doğru yola çıkacaklardı. Kafalarında geleceğe dair bin tane endişe, sessiz sessiz giderlerken, mırıldanmaya başladı…

Dağ başını duman almış

Gümüş dere durmaz akar

Güneş ufuktan şimdi doğar

Yürüyelim arkadaşlar! 

Siz de söyleyin diye seslendi, gülümseyerek, yorgunluğunuzu alır, güç verir dedi. Hep birlikte söylediler.

Bu gök, deniz nerede var

Nerede bu dağlar taşlar

Bu ağaçlar güzel kuşlar

Yürüyelim arkadaşlar!

Dağ başını duman almış

Yürüyelim arkadaşlar

Bu ağaçlar güzel kuşlar

Yürüyelim arkadaşlar!

Mustafa Kemal… İnce ince yağan yağmur altında Karageçmiş köyüne yürürken, gülümseyerek mırıldanıyordu.

Her geceyi güneş boğar

Ülkemizin günü doğar

Yol uzun da olsa ne var

Yürüyelim arkadaşlar!

Karageçmiş Köyü Samsun iline bağlıydı. Havza Köyleri semtinde bulunan Karageçmiş Köyü Havza ilçe merkezine 12 kilometre mesafe uzaklıkta, Samsun şehir merkezine mesafesi ise yaklaşık 55 kilometredeydi.

Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’ a ayak basışından 6 gün sonra karargahını Havza’ya taşıyacağı haberi üzerine dönemin Kaymakamı Fahri Bey, o yıllarda Havzanın en seçkin konaklama merkezi durumunda olan Ali Baba’ nın Mesudiye oteli’ ni bir aylığına kiralamış, Paşa’ya ve Karargahında bulunan askeri ve sivil memurların istirahatine tahsis etmişti.  
22 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa, Sadaret'e ((Osmanlı İmparatorluğu’nda başbakanlık)  verdiği raporunda 'Millet tek vücut olup hâkimiyet esasını ve Türklük duygusunu hedef kabul etmiştir.' diyordu.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 25 Mayıs–13 Haziran 1919 tarihleri arasında işgale karşı bağımsızlık özleminin ilk meşalesini yaktığı, Milli mücadelenin ilk karargahı olarak kullandığı, yapıldığı dönemin Mesudiye oteli, kâgir bina, zemin kat üzeri iki katlı. Birinci katta 4, ikinci katta 5 oda bulunuyordu. Tavan ve tabanı ahşap olan bina kırma çatı ile örtülüydü. Otelin birinci katında Kuzey – Batı ve Kuzey – Doğu yönünde bulunan karşılıklı iki oda biri “Çalışma odası” diğeri “Yatak odası” olarak paşa için hazırlanmış, maiyetindeki askeri ve sivil memurların bir bölümü otelin üst katında bulunan odalara yerleştirilirken bir bölümü de Havza’ nın ileri gelenlerine ait konaklarda ağırlandı.

Havza Genelgesi, 28 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’da yayınlandı

Havza'ya 25 Mayıs 1919 tarihinde giden Mustafa Kemal, İzmir'in işgalinin mitingler düzenlenerek protesto edilmesini istedi.

Sonrasında Mustafa Kemal Paşa, telgraf çekilmesini de teşvik ederek yönetici olan askeri ve sivil herkese genelgeler gönderme kararı aldı. Bu genelgelerin içinde gösterilerin yapılmasını uygun bulup ancak gayrimüslim halka gösteriler esnasında kötü davranılmamasını vurguladı.

Havza’da Mustafa Kemal; halkı tehlikelere karşı uyarmak, milli derneklerin yaygınlaşmasını sağlamak, milis kuvvetlerin kurulmasını teşvik etmek ve orduların terhisini önlemek üzere bir dizi çalışmalarda bulundu.

Milli Mücadele döneminde yayınlanan ilk genelge 28 Mayıs 1919 tarihli Havza Genelgesidir. Mustafa Kemal Havza'dan, sivil ve asker yüksek memur ve komutanlıklara, işgaller üzerine mitingler düzenlenmesini bildirdi. Bu genelge ile ulusal bilinç uyandırılarak halkın işgallere karşı tepki göstermesi sağlanmıştır. Aynı zamanda dağınık halde bulunan askeri birliklerin Mustafa Kemal Paşa’nın emrine girmesi ve askeri birliklerin terhisinin önlenmesiyle Türk Milletinin kaderi yeniden yazılmıştır.

Havza Genelgesi

15 inci Kolordu Komutanlığına

Bölgemde ve civarında bulunan vilâyetlerle bağımsız mutasarrıflıklara (yöneticilere ) gönderdiğim telgrafın suretini aynen takdim ediyorum. 28 Mayıs 1919

9’uncu Ordu Müfettişi

Mustafa Kemal

Mustafa Kemal Paşa, 12 Haziran’a kadar Havza’da kaldı ve o gün öğleden sonra Amasya’ya geçti.

Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin basamaklarının döşendiği Milli Mücadele süreci, memleketi uğruna canını ortaya koyan binlerce kahramana şahit olduğu gibi bu sürecin tertipli bir şekilde ilerlemesi adına elini taşın altına sokan önemli aktörlere de sahne oldu. Bu sürecin miladı olarak kabul edebileceğimiz Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919 tarihinde Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkışı ise Milli Mücadele'nin dönüm noktalarından birini oluşturdu. Her ne kadar Samsun’a çıkış süreci Mustafa Kemal Atatürk ile sembolleşse de silah arkadaşları onu bu yolda yalnız bırakmadılar.

Ruhları şad mekanları Cennet olsun.

KAYNAKLAR

Atatürk’ün Anıları-İbrahim SARI

https://osmanli.org.tr/

https://www.wikiwand.com/

http://www.samsun.gov.tr/

https://www.yenicaggazetesi.com.tr

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar